Hayatımın bazı karelerinde oturuyorum puslu bir koltuğa, baş ucumda koca duvarı kaplayan raflar... Elimde kırmızı kaplı bir kitap. Öylece okuyorum, satırların ruhunda dolanıyorum yalın ayak.
Cümlelerde sonu gelmiş sevgilerim var; delicesine sevmelerim, her sayfanın içinde. İnanmışlığım, kırılmışlığım, çekip gitmişliğim var arkamda kırık dökük hikayerlerle.
Kitabı komedinin üzerine koyuyorum canımı her yakan sahnede. Ömrüm, bir korkuya sığınarak geçiyor. Korkuyorum beter bir halde yalnızlıktan. Yalnızlık, onunla en baş başa olduğumuz anlarda en pembe anılarımı yiyip bitirecekmiş gibi geliyor bana, vahşice.
Öyle olursa eğer... Baş başa kalırsam yalnızlığın sesiyle, bütün özlemlerim hücum edecek kalelerimin dibine, biliyorum. Kim başımı dik tutacak o zaman?
Ben ki, yüreğimdeki savaşların en kırmızı zamanında başım dik gezdim. Eğer gülersem, kazanacağımı hissettim. Bütün acılarımı kahkahalar ardına sakladım, meraklı gözlerden uzak tuttum zincirli kollarımı.
Ben hayat deyince, kıvır kıvır saçları belinde, al yanaklı bir kız çocuğu hayal ettim.
Sevdim işte, sevmek ne kadar temizse..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder