25 Kasım 2013 Pazartesi

"İnsan asıl birisini sevdiğini anlayınca içinin de kainatı alacak kadar genişlediğini görüyor."



Şu ipi iki uçtan gerilmiş, toprağına hüzün ile sevginin, sevinç ile acının el ele tutuşup sindiği hayatlarımızda iki insandır en önemli olan.
İki insan her şeyi yapabilir. İki insan birlikte yaşayabilir, iki insan birbirine dokunmadan birbirlerini öldürebilir. İki insan, çayırlarda çiçekler açtırabilir. İki insan, insan olduklarından bu kadar güçlü değiller ya elbet.. Yürek olduklarından böyleler. 
Yürek diyorum yürek.. Bütün sevda davalarının görüldüğü memleket.
Yürek diyorum yürek.. Sevme'nin suyu, nefesi..
Yürek diyorum yürek.. Bir sürü insanın yuvası. 
Hangi saraya sığabilir ki bir yüreğe sığabilen insanlar? Nasıl mutlu olabilir ki, bir yüreği mesken edinememiş insan, en görkemlisinden olsa saraylar? 

İki insan her şeyi yapabilir. Her duyguyu iki insan öldürebilir,
Veya yaşatabilir.

Mavinin koyuluğunu, açıklığını, gökyüzülüğünü, su'luğunu fark edemedikten sonra mavi niye mavi? Pembe niye pembe, benzetemedikten sonra bir bebeğin tenine, hissedemedikten sonra bir çiçeğin kokusunu pembeden? Güneşi hatırlatmadıktan sonra, bir papatyanın kokusu sinmedikten sonra sarıya; sarı niye sarı?
Bütün dünyaya bakmak neye yara göremedikten sonra?


Görmek lazım görmek! Beyazda güvercini, turuncuda akşamı, sarıda sabahı. 
Duymak lazım duymak! Dilin dediğinden çok, yüreğin dediğini.
Sevmek lazım sevmek! Sanki o'nun yüreği sevilmezse, ölecekmiş gibi!

Sevsen ya beni, sevmezsen ölecekmişim gibi..
Öyle derin, öyle rüzgara kapılırcasına, öyle titreyerek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder