http://fizy.com/#s/16ox02
Bu şehri sevmek için sebep arıyormuşum. Bu şehirde nefes alırken, güneş bana sormadan gökyüzünden çekip giderken, şehrin ışıkları yanarken, Boğaz Köprüsü cilveli cilveli ışıklanırken; ben bu şehri sevmiyormuşum bu zamana kadar.
Bu şehri sevmek için sebep arıyormuşum. Gökyüzünü, bulutlarını, rüzgarını, dalgasını, yağmurunu sevmeye sebep arıyormuşum. Üşümek istiyormuşum ben bu şehirde, yaşamak, sevmek, nefes almak.. Bu zamana kadar sokaklar bana sesleniyormuş meğer, duymuyormuşum. Gelişin kulağım oldu.. Şimdi dünya konuşuyor sanki benimle her ses kırıntısını duyuyorum.
Ben yağmuru sevmek için sebep arıyormuşum. Güneş aydınlatsın isterken her yeri, kara bulutları sever oldum. Ben kara bulutları sevince kulağıma fısıldadı şehir: ''Fırtınaya aşık oldun.''
Ben fırtınaya aşık oldum. Saçlarımı dağıtışına rüzgarın, öfkeli dalgaların beyaz köpükler oluşturmasına, gök gürültüsüne, şimşeğe aşık oldum.
Çünkü yüreğindi fırtına senin. Ben dinlenmek için güneşli, sıcak bir havayı seçerken; şimdi dinlenmek için üşümeyi seçeceğim. Boyuna üşeyeceğim sokaklarda. İliklerime işleyecek rüzgar, sen içimde olacaksın.
Bu şehri sevmek için sebep arıyormuşum. Hayaller kurmak için.. Hayallerime yoldaş olman için seni bekliyormuşum. Şimdi her köşe başında hayallerim bekliyor. Ben yollar arşınlıyorum, hayaller arkadaşım oluyor..
Ben seni sevmek için sebep arıyormuşum. Yüreğimi her yalnız hissettiğimde sana hazırlıyormuş hayat beni. Ben sıcağı seviyormuşum, sen yokken dokunmamak için rüzgarlara.
Ben yazı seviyormuşum, sen yokken üşümemek için sokaklarda.
Ben yalnızlığı istiyormuşum, sen yokken kaybolmamak için yalancı kalabalıklarda.
Şimdi rüzgar esiyor, şimdi kış geliyor, şimdi yüreğimde iki kişiyiz; kalabalıklara bedel.
Şimdi ben, küçük bir çocuğum ellerinde. Yüreğine saklanmış, hiç büyümeyecek olan..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder